5 Şubat 2012 Pazar

28.01.2012 – AMAN GREEK

Ayhan Gencer sizinle Google+ üzerinde bir yayın paylaştı. Google+ web üzerinden paylaşımın gerçek hayattaki gibi olmasını sağlar. Daha fazla bilgi edinin.
Google+ ürününe katılın
28.01.2012 – AMAN GREEK
http://youtu.be/6_sOiDeiXcE Altıok Karaman,Mehmet Muhlis Uzel,Ceki Yakup Fins,Levent Çahan, Batuhan Erdi, Beste Bellikan, Cavidan Miri, Nakşiye Ertaş Caymaz, Hüsna Kutluk Azrak, Feyha Nemli...
Ayhan Gencer adlı kişinin yayınını görüntüleyin veya bu yayınla ilgili bir yorum yapın »
Bu iletiyi Ayhan Gencer, onu ayhangencer34.esenis@blogger.com ile paylaştığı için aldınız. Bu e-postaların aboneliğinden çıkın.

4 Şubat 2012 Cumartesi

ESENİŞ 28.01.2012

Ayhan Gencer sizinle Google+ üzerinde bir yayın paylaştı. Google+ web üzerinden paylaşımın gerçek hayattaki gibi olmasını sağlar. Daha fazla bilgi edinin.
Google+ ürününe katılın
ESENİŞ 28.01.2012
Altıok Karaman,Mehmet Muhlis Uzel,Ceki Yakup Fins,Levent Çahan, Batuhan Erdi, Beste Bellikan, Cavidan Miri, Nakşiye Ertaş Caymaz, Hüsna Kutluk Azrak, Feyha Nemli, Aslı Demiriz, Leyla Kilicoglu, Demir ...
Ayhan Gencer adlı kişinin yayınını görüntüleyin veya bu yayınla ilgili bir yorum yapın »
Bu iletiyi Ayhan Gencer, onu ayhangencer34.esenis@blogger.com ile paylaştığı için aldınız. Bu e-postaların aboneliğinden çıkın.

22 Ocak 2012 Pazar

Facebook'taki ESENİŞ'liler fotolu

Ayhan Gencer sizinle Google+ üzerinde bir yayın paylaştı. Google+ web üzerinden paylaşımın gerçek hayattaki gibi olmasını sağlar. Daha fazla bilgi edinin.
Google+ ürününe katılın
Facebook’taki ESENİŞ’liler fotolu
 Saba Genç   Vureyka CatanzaroKevork UrgupluogluA Tülay Akınsal TiraliBedia TüzünA. Emre UlkumenNur BozAhmet Bora UngayCem HeperSenem Saygınışık ÇapaAhmet BuranAlev ÇevikAhmet Can Akyo...
Ayhan Gencer adlı kişinin yayınını görüntüleyin veya bu yayınla ilgili bir yorum yapın »
Bu iletiyi Ayhan Gencer, onu ayhangencer34.esenis@blogger.com ile paylaştığı için aldınız. Bu e-postaların aboneliğinden çıkın.

19 Haziran 2011 Pazar

ESENİŞ MEZUNLARI PLATFORMU AMACI



28.MAYIS, 2011
ESENİŞ MEZUNLARI PLATFORMU

AMAÇ : Aşağıda ana başlıkları belirtilen aktiviteleri yapabilmek için sosyal bir beraberlik kurmak.

  1. Okul Mezunlarımızı Bulmak
  2. Haberleşmeyi Sağlamak ,Tel, Mail,
  3. Beraber Olmak,
  4. Aktivite Paylaşmak,
  5. Sosyal Faliyette Bulunmak
  6. Yemek Düzenlemek
  7. Gezi Düzenlemek
  8. Üyelerimizin Resim Müzik Gibi Aktivitelerini Organize Etmek
  9. Üyelerimizin Kermes,Tanıtım,Pazar, Organizasyonlarına yardımcı olmak
  10. Mali Katkıda Bulunmak
  11. Üyelerimizin mal ve ürün alımlarında Toplu Alım Avantajını Kullanmak
  12. Üyelerimizin Hizmet alacağı Hastane,Sigorta gibi kuruluşlardan ilgi,bilgi ve indirim almak
  13. Mali Durumunda Sıkıntı Yaşayan Üyemize Fon ayırıp Katkıda Bulunmak
  14. Sosyal Dayanışma Sağlamak
  15. Üyelerimizin Eleman Arayışlarına Yardımcı Olmak,
  16. Üyelerimizin İş Arayışlarına Yardımcı Olmak,
  17. Üyelerimizin danışmanlık ihtiyaçlarını üyelerimizden sağlamak
  18. Vakıf kurmak
  19. ESENİŞ OKULUNU AÇMAK


Görev Tanımı:
Ofis Yönetimi

  1. Mezunların aranıp platforma üye yapılması,
  2. Üyelerle İletişim sağlanması
  3. Komite aktivitelerinin takip edilmesi sözleşmelerin yapılması,
  4. Üye Aidatlarının toplanması,
  5. Üyelerimizin Ürün alımlarında iskonto sağlanması için firmalarla iletişime geçilmesi,
  6. Üyelerimizin Hizmet alacağı sağlık kuruluşları.,Sigorta gibi kurumlarla iletişime geçilmesi,iskonto sağlanması
  7. Yönetim kuruluna rapor hazırlanması.


SERMAYE GEREKSİNİMİ:


  1. Yatırım sermayesi : (Bir defaya mahsus)
  2. Palatform,(Dernek) kuruluş masrafları,
  3. Ofis demirbaşları: Server,Laptop,Yazıcı, Modem,Tel. Santrali
  4. Ofis tadilatı,
  5. Ofis Tefrişatı,
  6. Baskılı, baskısız kırtasiye
  7. Diğer......
  8. İşletme sermayesi : (Değişken)
  9. Ücretler ve buna bağlı olarak SSK , muhtasar,
  10. Personel yemek,
  11. Ulaşım,
  12. Kira,
  13. Elektrik,Su,Isınma,Temizlik,
  14. Tel ,Adsl,
  15. Kurye-Posta,
  16. Temsil, ilzam,
  17. Güvenlik,
  18. Diğer....


GELİRLER:


  1. Üye Aidatları,
  2. Bağışlar,
  3. Sponsor Gelirleri
  4. Komisyon Gelirleri


SERMAYE GEREKSİNİMİNİN NASIL SAĞLANACAĞI:

Üyelerden alınarak

HEDEFLER:


  1. Mezunlarımızı Bir Araya Getirmek
  2. Platformu Oluşturmak
  3. Dernek Kurmak
  4. Vakıf Kurmak
  5. Okulumuzu ‘’ESENİŞ’’ Açmak


SONUÇ:

ÜLKEMİZDE ÇOK SAYIDA BU VE BUNA BENZER OLUŞUMLARIN BELLİ BİR SÜREDEN SONRA FALİYETLERİNİN SONA ERDİĞİ MALUMUNUZDUR,

BİZLER AYNİ İNANÇ VE İSTEK İLE BU BERABERLİĞİ DEVAM ETTİRMEMİZ HALİNDE ÖRNEK OLABİLECEK BİR OLUŞUMU BAŞLATABİLİRİZ.

İÇİMİZDEKİ ‘’ESENİŞ’’ SEVGİSİ VE İNANCI İLE BU MÜMKÜN OLABİLİR

Hazırlayan:Murat İNSEL

9 Nisan 2011 Cumartesi

ESENİŞ - Eski dostlar



İsmini duydukça,hep buruk bir tebessümle anacağız ömrümüz yetene dek....

8 Ocak 2011 Cumartesi

BİZ


BİZ

Gecikmiş zamanlardan geliyoruz
Yüreğimize özlem sinmiş
Gecenin dar vakitlerine sıkışmışız
Maviyi ruhumuzda harmanlayıp sevda elde etmişiz.
Çorak toprakları yeşile sarıp
Yunus bakışlarını akıtmışız yüreklere
Az gitmiş uz gitmiş
Arpa boyu değil senelerle yol almışız
Karanlığa isimlerimizle imzalar dokundurmuşuz
Yalan dünyanın doğrusuna adayken
Gün ışığı olmaya talipken
Kimi zaman bedenlerimiz yenik düşmüş
Parça parça topladığımız umutlarımızı
Kapı aralığından kendini gösteren çarelerle beslemişiz.
Yorgun bedenlerde ömre bedel ruhlarımız
Düs katillerine müebbet mahkumiyet vermişiz
Gece yarısının sabaha kavuştuğu vakitler gibi
Minicik bir mum aleviyken
karanlığa meydan okuyan yine biz olmuşuz
Umutları avuçlarımıza
Hayallerimizi uykularımıza
Çareyi derdi verene
Sevdamızı ömrümüze
Yazmışız biz…
Zamandan korkmayız
ihanetlerden,yalanlardan,sahte sevdalardan
korkmayız…
biz hayatın yürekli savaşçılarıyız
ömrümüzü güzele adamışız
Yüreğindeki kuşu uçuramayan
İki lokmalık huzuru mısralarla paylaşan
Gönül insanlarıyız….

Mirage(Özlem AYRAL)

5 Kasım 2010 Cuma

HAYAT SEÇTİĞİNİZ KADINDIR-NAZIM HİKMET


Zevkli bir kadına rastlarsanız, ZEVKİNİZ,
Bilgili bir kadına rastlarsanız BİLGİNİZ,
Zeki bir kadına rastlarsanız ZEKANIZ gelişir.
Hayat kat kattır.
Babil'in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir
terasa sizi kadınlar götürür.
Ve bugün durduğunuz teras ,
seyrettiğiniz manzara,
gördüğünüz hayat
yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır.
 
KADIN
Kimi der ki kadın , uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir. Kimi der ki ayâlimdir, boynumda taşıdığım vebâlimdir.
Ne  o, ne bu, ne döşek ,ne köçek,ne ayâl ne vebâl.
O benim kollarım,bacaklarım,başımdır.
Yavrum,annem,karım,kızkardeşim,
hayat arkadaşımdır.
Nâzım Hikmet





...@gmail.com>

Zorsa Başarırım...
 İmkansızsa  Biraz Zaman Alır...


SEVGİYLE KALIN
-RÜYA-

18 Temmuz 2010 Pazar

Bir Dehanin Elvedasi


Sevgili dostlar,

Ekteki sozler ne kadar guzel, ne kadar dogru degilmi? 

Son nefesimize kadar hayatin, sevdiklerimizin ve doganin tadini cikarip, her seyin kiymetini bilmemiz onemli.  Ailelerimizin, arkadaslarimizin yanlarinda olup gerektiginde yardimci olmakta cok onemli ve bunu hepimiz icten, seve seve yapiyoruz.

Ama bizi de unutmamaliyiz ......   Bazen sorunlarimiz bizi oyle bir sariyorki kendi ihtiyaclarimizi, kendi isteklerimizi derinlere gomuyor sonra da acabalar keskeler arasinda kivraniyoruz.  Isler, sorunlar bitmiyor, bir de bakiyoruz yarinlar gelmis kapimizi caliyor.

Gabriel Garcia Marquez'in duygulu sozlerini sizinle paylasiyorum.  Belki bu slayti benim gibi sizlerde daha evvel seyretmissinizdir ama bir kere daha goz atmaya deger diye dusunuyorum.

Kendinize iyi bakin.  Mutlu, sevgi dolu gunler hepinize....

15 Mart 2010 Pazartesi

ESENİŞ FOREVER

İsmini duydukça,hep buruk bir tebessümle anacağız ömrümüz bitene dek....

3 Mart 2010 Çarşamba

Kürk mantolar

Kürk mantolar
Tatlıses'i
de
kovacağız...,
demişti
gazinocu.
Buna sebep
olan olay
neydi?
Olay gecesi saat
23.00. Kocaman siyah oto
gazinonun önünde "zınk" diye
fren yapmıştı. Şoför fırlamış ve
"Hooop!.. Gümüşhane mebusu
geldi" demişti.
Milletvekili tek başınaydı "Bi viski,
biraz meyva çuccuğum" demişti
şefe "Onları dinleyip kalkiciim.."
İlk sahneye çıkan kadın şarkı
söylemiyor, Tekirdağ
fabrikasında rakı damıtıyordu.
Sonra sıra, sanatçıların erkek
olanına gelmişti.
Yine şakımıştı Bursa'dan doğan
güneş ve milletvekilini
selamlamayı ihmal etmemişti. Hafif
rujlu dudaklarını büzmüş,
gözlerini de kaçamak yapan bir
cariye gibi süzmüştü.
Beyfendi onları dinledikten sonra
rahatlamıştı. Sinirleri ancak
müzikle gevşeyebilirdi. Çünkü, o
sabah yapılan toplantıda
başbakan, bütün milletvekillerini
haşlamıştı:
"-Çalışın, muhalefet ilerliyor!.."
"-Hesabı ver yavrum" dedi
garsona.
Hesap geldi, mebus bey şöyle bir
baktı... Sonra doğruldu. O ne?
130 lira. Hesap pusulasında "130
lira" yazıyordu.
-Bu hesap ne? 130 lira olur mu?
Yüz kişi karnını doyurur bu
parayla. Neyse, ben size
gösteririm adam kazıklamayı.."
dedi.
Parayı masanın üstüne fırlattı ve
öfkeyle çıktı gazinodan...
Şef, söylendi ardından "-Biz
burada pilav üstü kuru
satmıyoruz beyim. Zeki Müren ile
Müzeyyen Senar'ı dinledin..".
Ertesi gün, kazıkçı gazinoya
dersini verecek ortam hazırdı.
Başbakan, Vehbi Koç beyin
davetlisi olarak Divan Oteli'ni
açacaktı. Kendisi de davetliydi.
İşte, Divan'ın muhteşem Türk
mutfağı damaklara konferans
veriyordu. Lezzetin verdiği keyfi
fırsat bilen Gümüşhane
milletvekili valinin kulağına
fıslamıştı. "İki viski, bir meyvaya
130 liramı aldılar".
Vali Fahrettin Kerim Gökay
viskiyi duyunca kızdı ama, belli
etmedi. Alkol düşmanıydı.
Sarhoşları yakalardı o vali ve
bellerinden su aldırırdı. Valinin
alkol düşmanlığı yanında, bir ünlü
tarafı da boyunun kısalığıydı. Bu
yüzden akşamcılar küçük boy
rakıya "vali" adını takmıştı.
1956 yılı Türkiye'nin önemli
dönemeçlerindendi. Amerika'nın
"Sovyetlere kaymasınlar" amaçlı
Marshall yardımı bol kepçe bize
de verilmişti. Bir de, İsmet
İnönü'nün bıraktığı dopdolu
hazine, Gümüşhane milletvekilinin
iktidardaki Demokrat Parti'sine
kalmıştı.
Ancak; Anadolu'da açılan yollar
ve fabrikalar paraları yutmuştu.
Tam takır hazine yüzünden
başbakan "çalışamıyordu".
Gümüşhane milletvekilinin ismini
vermeyeceğim. Yakışıklı,
heyecanlı, zeki bir insandı.
Amcam ve dayımla birlikte
Beşiktaş takımında yöneticilik
yapmışlardı. Kartalların 5 defa
üstüste şampiyon olduğu
yıllarda... Beşiktaş'ın efsane
diktatörü Arap Sadri (Usuoğlu)
döneminde... O milletvekili vefat
etti.
Bebek Gazinosu ise muhteşem
bir programla kapılarını açmıştı:
Zeki Müren, Müzeyyen Senar,
Mediha Demirkıran, Nigar
Uluerer, Sema İçli, Tatlıses, Özer
Kardeşler ve Salahattin Pınar.
Gazino yenilenmişti. Tabak, çatal,
bıçak, bardak gibi servis
takımları en pahalısından
alınmıştı. Lüks istiyordu Türkiye
artık. 1940'lı savaş yıllarının
yokluğu, önce ihtiyaca para
harcamaya, sonra kaliteye, daha
sonra beğeniye, şimdi de lüks
peşinde koşmaya dönüşmüştü.
Herşeye rağmen 1956'da
enflasyon 11. 8 idi.
Amerikan yardımı ile hazinenin
parası ortaya saçılınca
Türkiye'de taşlar yerinden
oynamıştı. Anadolu tüccarı
gelişmişti. Yeni bir orta sınıf
doğmuştu.
Başbakan Adnan Menderes
"modernizasyon" amacındaydı.
Çağdaş ticaret ruhu yükselsin,
sanayi yatırımı yapılsın, taşralı
tüccar İstanbul ezikliğini yensin
istiyordu.
İstanbul'un, gayrimüslim ağırlıklı
elit tabakasını deliyordu taşralı.
Onların da parası vardı. Tenis
kortlu evler, saraylar
yaptırmaya başladılar
İstanbul'da...
Tüketim kültürü yerleşiyordu.
Eğlencenin pahalısını da birlikte
getirecekti.
Tüketici kültürünün imkanları ve
"para"lanmak yeni zenginlerde
bir arzu yaratırdı: Farklı olmak.
1956'nın Türkiye'sinde kendine
özel bir "burjuva sınıf kültürü"
ve "farklı kimlik" isteği dönemi
başlamıştı. "Farklı olmak, diğerini
beğenmemek, rekabet".
Cadillac, 56 Chevrolet İmpala
otolar, gayrimüslim kadınları
aşacak pahalı kürkler giymek,
mösyöler gibi papyon takmak ve
pahalı eğlence mekanlarında ön
sıraya oturmak...
Bütün bunlar, kullanıcıların
kültürel yetkinliğine bağlı
anlamlar kazanıyordu elbette...
Kaderciliğin ve tevekkülün hakim
olduğu müslüman toplumunda
"dünyevi simgecilik" kendini
gösteriyordu. Cadillac otosuna
veya kürküne aşık olmak gibi,
fakir fukaraya dağıtmak yerine
içkili lüks eğlence yerlerinde
para saçmak gibi...
İşte gazinolar bu sebeple
pahalıya ve yeni sınıfın gözlerini
kamaştırmaya yönelmişti. Zengin
tüketici olan yerde, lüks eğlence
tabiat kanunuydu. Gazinocu
"muhteşem kadro"suna
görkemine yakışır parayı gözünü
kırpmadan veriyordu. Zeki Müren
gecede 1.000 lira alan ilk
assolistti ve rekor kırıyordu.
Müzeyyen hanım için "Yevmiyesi
850 lira" diyorlardı ki, yine
korkunç para.
Sanatçılara bu kadar astronomik
yevmiyeler ödeyen gazinocu
şimdi ne yapsın. Hesap
pusulalarını kek gibi kabartacaktı
elbette.
Bir yerine iki assolist dinliyorsa
müşteri, ödeyeceği para da
duble olmalıydı.
Mebus bey öyle düşünmüyordu,
valiye "Beyfendi, şu gazinocuya
ağır bir ders veriniz lütfen..."
diyordu.
Divan'ın tarihindeki ilk yemek
servisi yapılmaktaydı bir
yandan...
Başbakan ile birlikte ziyafete
katılan Devlet Bakanı Emin
Kalafat ile Başbakanlık Müsteşarı
Ahmet Salih Korur "Türkiye'ye
böyle bir müesseseyi
kazandıran" Vehbi beyi
kutlamaktaydı.
-Vali bey -git ne kadar
gazinocu varsa topla buraya-
dedi. O kadar!.." Böyle diyordu
komiser.
Loş salona bir hışımla girdi ki
vali... Elindeki kağıdı
parçalarcasına sallıyordu:
-İki viski, bir meyvaya 130 lira
hesap alınmış." Böyle dedi ve
yüreklerine darbeyi indirdi:
-Bundan böyle çift porsiyon
uygulaması kalkmıştır!..
Neee!.. Çift porsiyon yasaklandı
mı?
İşte şimdi yanmışlardı. Kazığın
kılıfını çıkarmıştı vali.
Oysa gazinocular hesap
pusulalarını şişiriyorlar, müşteri
pahalı bulduğunda "Çift porsiyon
yediniz beyim" diyorlardı. Siz ne
kadar "Teessüf ederim" deseniz
de, parayı söke söke alıyorlardı.
Gazinocular yeni karar üzerine
kadrolarını dağıttılar, daralttılar.
Zeki Müren'in kadrosundaki,
geleceğin büyük sanatçısı denilen
Necla Tatlıses de işinden
çıkarılıyordu. Kimbilir nerede?
130 liralık hesap pusulası
sanatçıları ve gazinocuları alt
üst etmişti. Öyle ama,
Gümüşhane milletvekili haksız
mıydı?
İş Bankası'nın 1956 yılı muazzam
ikramiye planı 875 bin liraydı.
Düşünün 130 liranın ne para
olduğunu? Hele, hele İstanbul
Bahçelievler'de bir arsa 30 liraya
satılırken...
Milletvekiline 130 lira hesap
çıkarılmazdan bir hafta önce, bir
dükkanın kasasını kırarak 127
lira çalan hırsıza 3 yıl, iki ay, 10
gün hapis cezası verilmişti. İzmir
Adliyesinin Ocak 1956
dosyalarında bu cezanın
kayıtlarını bulabilirsiniz.
"Küçük hırsızları asıp yok
ederler.
Büyükleri çok ilerlemiştir,
Ülkeleri ve sarayları
yönetiyorlar" GOETHE
TEVFİK YENER